Kapat

The Curious Case Of Benjamin Button1 Yorum

Bu yazı 11 Nisan 2009 tarihinde saat 16:15'da admin tarafından eklendi.
Bugüne kadar toplam 177 kez okunmuştur.
thecuriouscaseofbenjaminbutton The Curious Case Of Benjamin Button

The Curious Case Of Benjamin Button

Yapım: 2007 ~ ABD,  Fransa,  Hindistan,  İngiltere

Tür: Aile,  Biyografi,  Dram,  Fantastik,  Gerilim,  Gizem,  Romantik

Yönetmen: David Fincher

Senaryo: Eric Roth,  Robin Swicord

Senaryo (Kitap): Eric Roth,  F. Scott Fitzgerald

Yapımcı: Kathleen Kennedy,  Frank Marshall,  Jim Davidson,  Cameron Cash,  Cean Chaffin

Görüntü Yönetmeni: Claudio Miranda

Müzik: Alexandre Desplat

Filmin Websitesi: http://www.benjaminbutton.com/

Süre: 2 saat 46 dk

Gösterim Tarihi: 06 Şubat 2009 (Türkiye)

IMDB Puanı: 8.2/10

Filmin Özeti

Film, seksenli yaşlarında doğup, geriye doğru yaşlanan bir adamın hayatını konu alıyor. Benjamin Button hepimiz gibi zamanı durduramayan bir adamdır.  Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, 1918’de, New Orleans’tan başlayıp 21. yüzyıla uzanan serüveniyle, onun hikayesi herhangi birininkinden daha sıradışı bir hayatı içerir.

11 Kasım 1918′de, New Orleans insanları 1. Dünya Savaşı’nın bitişini kutlarken, bir bebek 86 yaşındaki bir adamın fiziksel görünüşü ile doğar. Bebeğin annesi doğumdan kısa bir süre sonra ölür ve babası, Thomas Button, bebeği alır ve onu huzurevinin önüne bırakır. Huzurevinde çalışan Afrikalı-Amerikan çift Queenie (Henson) ve Tizzy (Ali) bebeği bulurlar. Hamile kalamayan Queenie, bebeği kendi üstüne almaya karar verir. Bebeğe Benjamin ismini verir.

Hikâyenin akışında, Benjamin’in fiziksel gelişimi başlar. 1930′da, hâla yetmişlerinde görünürken büyükannesi huzurevinde yaşayan Daisy (Fanning) ile tanışır. Benjamin ve Daisy birlikte oynarlar.

Birkaç yıl sonra, Benjamin, Kaptan Mike nedeniyle New Orleans rıhtımındaki bir römorkörde çalışmaya gider. Boş zamanlarında, Mike Benjamin barlara ve genelevlere götürür. İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button’la tanışır. Sonra, uzun dönem iş için New Orleans’tan ayrılır.

Rusya’da, Benjamin, Elizabeth Abbott (Tilda Swinton) adlı bir İngiliz kadınla tanışır ve ona aşık olur. Yeni evli Elizabeth eşiyle birlikte İngiliz hükümeti adına casusluk işinde çalışıyor; fakat Benjamin’le bir işi vardır. Bir gün, 8 Aralık 1941 sabahında (Pearl Harbor Saldırısı’ndan sonra) Elizabeth beklenmedik şekilde ayrılır ve arkasında bir not bırakır: Seninle tanışmak güzeldi.

1945′te, Benjamin New Orleans’a döner ve yine Thomas Button’la tanışır. Thomas kendisinin babası olduğunu söyler ve Benjamin’e ev, Button aile şirketini de içeren bütün servetini miras olarak bırakır.

Benjamin, Daisy’nin New York’ta başarılı bir dansçı olduğunu öğrenir. Benjamin, New York’a Daisy ile tanışmaya gittiği zaman, Daisy’yi başka bir dansçıya aşık olmuş olarak bulur. Sonra, Paris’teki dans turu sırasında, dans kariyerini engelleyen, bir kazası geçirir. Benjamin Daisy’nin arkadaşlarından birinden telgraf alır ve hemen onu bulmak için Paris’e gider. Daisy’nin Benjamin’i gördüğündeki ilk yorumu Mükemmelsin olur. Sonra Daisy, Benjamin’e sırtını döner ve hayatından çıkmasını söyler. Daha sonra, Daisy, güçlü fiziksel terapilerden geçerek yürümeye yeteneğine tekrar kavuşur.

1962′de, Benjamin New Orleans’a geri döner, yeniden Daisy ile görüşür ve ona aşık olur. Benjamin, Thomas Button’dan miras kalan evi satar ve Daisy ile bir dubleks apartmana taşınırlar. Çift, Daisy’nin yaşlanırken Benjamin’in gençleşmesi olayıyla mücadele ederler. Birkaç yıl geçer, Daisy bir kız doğurur: Caroline. Benjamin, devamlı ters yaşlanma nedeniyle, uzun süreli gerçek bir baba olamayacağına inanır ve Caroline bir yaşına geldiğinde, bütün servetini ve ait olduklarını Daisy’ye bırakıp ayrılmaya karar verir.

Yorum

Bu filmi ilk gördüğümde Dövüş Klübü filmi dışında uyuz olduğum Brad Pitt’ in saçma bir filmi olarak algılamıştım. Ancak filmi seyretmeye başlayıpta belli bir süre geçtikten sonra inanılmaz bir şekilde filme konsantre olarak başından kalkmadan seyrettim.

Ucube bir şekilde doğan bir bebeğin daha sonra sürekli gençleşmeye başlaması çok ilginç. 7 yaşındayken vücudunun yaşlı olması ve hareket etmesini engellediğinden hiçbirşey yapamayan Benjamin tam 40′lı yaşlarda ömrünün baharını yaşıyor. Heralde bizim milletin 40′lı yaşlara ikinci bahar demesinin nedeni belki de budur :)

Neyse zaten 40′lı yaşlarda sevgilisi Daisy’e şunu diyor:

- Sonunda aynı yaşlardayız!!!

Tabi filmi bu kadar ilginç kılan tek şey sürekli gençleşen yaşlı bir adamın hikayesi değil. Filmde aşkta tam gaz devam ediyor. Filmdeki Daisy önüne gelenle yatıyor neredeyse. Ama Benjamin’i hiç unutmuyor. Daisy yaşlanmayı sürdürürken doğduğunda yaratık kıvamında olan Benjamin inanılmaz derecede yakışıklı bir adam oluyor ve etraftaki kızları kesiyor. Arada birde yakalıyor ve o da Daisy gibi onla bunla beraber oluyor. Ama nedense o da Daisy’i unutamıyor.

Ben filmin konusunu beğenmedim ama Benjamin’in hayat hikayesi gerçekten çok güzel anlatılmış bir senaryo. Filmin sonuna doğru artık Benjamin küçülüyor ve çocuk oluyor. Hatta daha da aşıp bebek oluyor ve Daisy eski kocası ve sevgilisinin altını değiştiriyorken buluyor kendisini. Tabi hiç gocunmadan bu işlemleri yapıyor. Sonunda Daisy Benjamin’e kucağında ninni söylerken Benjamin son kez bir bebek olarak Daisy’e bakıp tanıdığını belli edercesine gözlerinin içine bakıyor ve orada ölüyor.

Filmi gerçekten çok beğendim. Brad amcamdan böyle bir çıkması gerçekten ilginç. Eskiden yani Brad Pitt genç bir delikanlıyken daha değişik filmlerde boy gösterirdi ancak şimdilerde iyice yaşlanan Brad artık daha oturaklı filmleri kaldırabilecek kapasiteye gelmiş durumda.

Bu filme notum 10 üzerinden 7.5 olarak çıkıyor. Neden derseniz bence Esaretin Bedeli adlı şahaseri izlemenizi öneririm :) O zaman bana hak vereceksiniz…

Fragman

BENZER YAZILAR

1 Yorum

  1. [...] uyku tutmayıp kalkınca ne yapacağımı şaşırdım. Önce daha önce seyredemeyip yarım kalan filmimi bitirdim zorda olsa. Online olarak izlediğimden yükleme sorunları çok [...]

Yorum Yazın